Her hakkı saklıdır. Bu eserin aynen ya da özet olarak hiçbir bölümü, telif hakkı sahibinin yazılı izni alınmadan kullanılamaz.
Önsöz
Sanat, sanat için mi?Halk için mi?Sanat ne içindi? Sanat bazen bir ağaç, bazen bir kedi, bazen sadece sanatsal kaygılar, bazen halk, yaşadığımız dünya, evren, sonsuz alemlerin sahibi içindi.Sanat her şey içindi.O an sanatımızı adadığımız her ne ise sanat onun içindi. Sevgili okuyucum hayal dünyanın kapılarını arala ve benimle beraber bir hayal yolculuğuna katıl.Bu kitaba hayal dünyanda şekil verecek olan sensin. Umarım yolculuğumuzdan keyif alırsın.
Önsöz
Bazen en dibe düştüm sanırsın da aslında çok güzel bir şekilde yükselmiş olursun, hayatta ne zaman kazanacağımızı bilemeyiz veya nasıl kazanacağımızı. Her gün rızkını arayan ve her gün ilahi bir güç tarafından rızıklandırılan kuşlar misali daima güzelliklerle karşılaşmanız dileğimle, iyi okumalar dilerim. Uğur Yılmaz
Çöldeki Cennet
Gecenin karanlığında çöl ayazında,
Kum dalgalarının üzerinde kayardım.
Kendimi sürüngenlerden korumak için
Ayak tabanlarımı siper ederdim.
İçimde şimşekler çarpardı.
Zihnimde her daim o patlama,
Yüreğimde zamansız kara delikler...
Pırıl pırıl gökyüzü,
Sıcak çöl kumları,
Denize dökülen bir mucize şelale.
Denizde bir kısmı görünen antik sütunlar.
Karanlık ve aydınlık birbirine bu kadar yakın,
Birbirine bu kadar tezat.
Aydınlanmak veya kaybolmak,
Nimet veya ızdırap,
Her daim bir umut,
Ve ümitsizlik...
Sınırların içinde bu sınırları kabullenemeyen
Ama elinden bir şey gelmeyen hayalperest bir ruh...
Sonsuz evrenleri hayal eden fakat
Bir noktada hapsolmuş ben...
Gül Deste
Gül makamında, ayaklar altında gül olayım.
Gül kokun doldursun kainatı.
Gönüllerde bir nebze ben de hoş kokayım...
Gül güzele yakışır, karardıysa ruhum gül haybeye.
Gülmek yakışır mı bize?
Ömür her saniye tükendikçe...
Hak etmek tatlı bir tebessümü son nefeste,
Ruhum o zaman kırar zincirlerini ve
Kavuşur güzelliğine belki de...
Sensizliğin Toz Bulutu
Sensizlikte tükeniyorum, karanlıkta,
Karanlıkta bin parça, tatlı bir belada...
Tükeniyor ateşim, sensizliğin soğuğunda,
Etrafımı çepeçevre sarmış, sensizlik sonbaharı,
Avuçlarımda dönüyor, sensizlik rüzgarı.
Başlangıçta, sonda sensizlikse,
Çaresizce yaşıyorum seni, sensizlikte...
Cincilyanın son narası gibi kısa,
Tükeniyorum hızlıca karanlıkta,
Sensizliğin toz bulutunda...
Anneme
Yaz günü serinleten meltem gibi;
Üstümde şefkatin ve tatlı huzurun annem,
Dokuz asır beklesem ayak ucunda,
Ödeyebilir miyim hakkını annem,
Verdiğin güven ve inanç,
Yüreğin her derdime ilaç.
Ruhun nurdan bir abide,
Hayat demek ilk seninle,
Şefkatine muhtacım annem,
Senden parçadır her zerrem,
Hakkıyla nasıl ödesem hakkını annem,
Sadece sen terk etmezsin beni,
Sadece sen annem...
Kayıp Dostluklara
Döküntüler dolduruyor, can kafesimi;
Ölü derisini atıyor yüreğim,
Unuturken sevmeyi,
Sil baştan öğreniyor yüreğim,
Dost kaybetmek ne kadar kolay!
Kalpleri kazanmak, öyle mi?
En zor olanı öğreniyor yüreğim,
Dostlarını zamanla kaybederek...
Değeri, değerince ölçer yürekler,
Sorun kaybolanda ve kaybedende ortak,
Ne kadar öğrenebildik,
Yürekten sevip, sevilmeyi?
Benden uzaklaşıp, biz olabilmeyi...
İnanç Nehri
Bir hançer doğar yüreğimde,
Kendi özünde titrer.
Yüreğime işler mi keskinliği?
İnanç ile yoğrulmuşsa can bahçem,
Aklın sırları daha çözülememiş,
Kalbin sırlarına uzatma dilini,
Bilim sadece senin kelamın sanma!
Hak katındaki ilimden bir habersen;
Al bilimini, bize can bahçemiz yeter...
Gaflette doğan ateş,
İnanç nehrinde elbette söner.
Ebediyete Akan Nehir
Gözlerimdeki yaşlar,
İçimdeki daralma,
Hayır bunlardan daha fazlası!
İçimdeki o acı,
Kapanan gözlerdeki yaşlar
Zihinlere kazınan bir son değil asla,
Ebediyete uzanan yolun bir başlangıcı aslında,
Gözlerimdeki yaşlar içime akan ateşten bir nehir,
İçimi acıtan büyük bir sel,
Ama asla senden bir şeyler koparamaz,
Bu hüzünlü veda...
Serserinin Güncesi
Bir serserinin, güncesi tutulur bu yollarda,
Serserinin gömleği,
Dünya karası,
Bakma, gömleğinin karasına,
Yüreği edepten ak, doğruluk rotası,
Herkes, böyle serseri olsa;
Kalmaz, Dünya'nın kiri, pası.
Haksızlığa karşı olanların, kimisi,
Taşır üstünde, serseri madalyası!
Hak yolunda olanın,
Olmaz umurunda, serseri yongası,
Elbet bilinir, birgün değeri,
Parlar, gerçek güzellikleri,
Bilinmese de Dünya'da değeri,
Bilinir elbet, Hak terazisinde ederi,
Ölüme Düşman Gözler
Hasret kaldım gittiğin günden beri,
Gözlerinin parıltısına.
Özledim sıcaklığını,
Şimdi soğuksun kalmadı sıcaklığın,
Gözlerin de donmuş,
Taşlaşmışsın o donuk sahnede,
İçimi dondurdu bu soğuk ürperti,
Parıltını, sıcaklığını arar oldum,
Kaybolmana alışamadım,
Yanan kalbimi avutamadım,
Sessizliğin sesine dayanamaz oldum...
Seni her an arar oldum,
Sensizlikte kayboldum.
-------
Her göz ölüme düşmandır.
Son gözyaşları ölümü anlatır.
Zamana Dair
Zaman unutturur acıları, ilaçtır zaman,
Zaman koparır ömrümü parça parça inan,
Zaman çalar ömrümü zehirdir zaman.
Biran dursun, dursun zaman,
Tükeniyor, gidiyor ömrüm her an,
Unuttur acıları, yanlışlıkları, unuttur zaman,
Zaman tükeniyor, gerekli biraz daha zaman.
Eski Aşk
Sallanıyor zaman,
Sallanıyor mekan,
Sallanıyor kafam,
Sen yanımda yoksun,
Tad vermiyor zaman,
Bir gün çıkıpta gelebilirsin,
Bulabilir misin eski beni o zaman da?
Belkide sorarsan, diyeceklerdir,
Sen kalmışsın eski bir aşkta...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder